Genç adam, gazete almak için yolunu uzatmış ve işe gitmek için ilk defa geldiği bir otobüs durağında beklemeye başlamıştı. Havada bir bahar kokusu içinde sebepsiz bir neşe ile şarkılar mırıldanıyordu.
Birden gözü, yeşil kazaklı, uzun saçlı kıza takılmıştı. Ne kadar güzel olduğunu düşündü. O anda genç kız gökyüzüne bakarken –aklından ne geçtiyse- tatlı tatlı gülümsemişti. Genç adam; “Gamzeleri ne çok yakışıyor, ne güzel gülümsüyor” dedi kendi kendine.
Güzel kız, gamzeli gülüşü ile gökyüzüne bakarken, genç adamın kendisine baktığını fark etti, utandı. Başını başka tarafa çevirdi. Fakat başını çevirirken, genç adamın da utanıp, telaşlandığını fark etmişti. “Bu devirde utangaç erkek ha!..” diye tekrar gülümsedi. Merak etmişti işte, dayanamadı, yavaşça bakışlarını delikanlıya çevirdi. Delikanlı, hâlâ utanmış vaziyette, başka taraflara bakmaya çalışıyordu. Bir genç kızı rahatsız etmiş hissediyordu kendini. Oysa genç kız, güzelliği nedeniyle çok rahatsız edilmiş ve kendisini bakışlarıyla dahi rahatsız etmeye çekinen bir delikanlıyla karşılaşmak çok hoşuna gitmişti.
Delikanlı yüzü kızarmış halde çekinerek tekrar kıza baktı, kız o harika gamzesiyle bu kez ona doğru gülümsüyordu. Ne olduğunu anlamadı, eli-ayağı dolaştı, elinden gazete yere düştü. Genç kızın, kendisine bakması daha da utandırmıştı.
Genç kız, bu gülümseyerek bakışı karşısında, delikanlının kendisiyle konuşmaya cesaret edebileceğini bile düşünmüştü ama delikanlının telaşlanıp, sakarlaşması içine, şefkatle karışık bir sevgi yayılmasına yol açtı. “Bu devirde utangaç, hatta kendisine gülümseyen bir kızı bile rahatsız etmeyen biri zor bulunur” diye düşündü.
Genç kız, elindeki gazeteyi elinden eline değiştirip duran delikanlıya doğru yürüdü, utangaç delikanlı fırça yiyeceğini düşünerek, kaderine razı beklemeye başladı. Genç kız delikanlıya gülümseyerek devam etti, gazeteciden delikanlının okuduğu gazetenin aynısından aldı.
Gazetenin üzerine bir şeyler yazdıktan sonra yine delikanlının yanından geçmeye çalıştı ama çarpıştılar. İkisinin de gazeteleri ellerinden düşmüştü. Asıl çarpan genç kız olduğu halde delikanlı özür dileyip duruyordu. Genç kız, telaşlı, sakar haldeki delikanlıdan önce davranıp gazeteleri yerden aldı ve sakinleştirmek ister gibi yumuşak bir sesle; “-Asıl ben özür dilerim, ben size çarptım.” diye gülümseyerek gazeteyi uzattı. Delikanlı hiçbir şey söyleyemedi, dili tutulmuştu sanki.
Genç kız duraktaki eski yerine geçti. Duraktaki diğer insanlar, iki genç arasında başlayan fırtınadan habersizce gelecek otobüsün yoluna bakıyordu sadece.
Genç adam, içinde büyük bir heyecanla kıpırdayıp duruyor, kendi kendine konuşuyordu; “-Ölüm mü var yahu, gidip konuşsam, tanışsam. Sanki o da bana gülümsedi gibi…” diye içi içini yiyordu. Cesaretini bir türlü toplayamıyordu.
Her iki gencin otobüsü aynı anda geldi, öndeki otobüse genç kız binip uzaklaşırken, yüzündeki gamzeli gülüş yerini hüzne bırakmıştı.
Genç adam da otobüsüne binmiş, kendini teselli ediyordu; “-Yarın cesaretimi toplayacağım, mutlaka konuşacağım” diye düşündü, içine güvenden kaynaklanan bir huzur ve gülümseyiş yayıldı.
Genç kız, yanlış otobüse binip yarı yolda indiği için ilk ve son defa geldiği durağa ağlamaklı gözlerle baktı. “-Beni beğenseydi, en azından peşimden bu otobüse gelirdi” bakışlarını, delikanlının başka yola sapan otobüsüne çevirdi. “-Neyse, en azından telefonumu yazdığım gazete ile onunkini değiştirmem iyi oldu.” Gülümsedi; “-Beğendi beni, bakışları yalan söylemez, beğendi beni, gazeteye yazdığım telefonumu görünce mutlaka arayacak”. Gülümsemesi yine gamzelerle süslenerek düşündü; “-İmza olarak –duraktaki kız- yazmam iyi mi oldu acaba”.
Delikanlı, genç kızın uzaklaşan otobüsünü köşeden kaybolana kadar izledi, “-Yarın mutlaka.. mutlaka konuşacağım” dedi. Otobüsten indiğinde gazeteyi oturduğu yerde unuttuğunu fark etti ama gazete filan umrunda değildi, gamzeli bir gülüş gözlerinden gitmiyor, başka bir şey düşünemiyordu zaten…
Bu yazı için etiket girilmediİlgili aşk sevgi sözleri
Bir zamanlar uzak diyarlarda küçük bir kasabada dürüst ve çalışkan bir genç yaşarmış. Tüm gün ustasından öğrendiği gibi demir döver kasabanın tüm ihtiyaçlarını giderirmiş. Sutean adındaki bu genç adam herkes tarafından sevilen sayılan biriymiş.Bir gün dükkanına eski bir tencereyi tamir ettirmek isteyen hizmetçisi ile birlikte Rosa adında çok çok güzel bir kız gelmiş.. Sutean görür görmez bu kıza aşık olmuş, ama kız ona fazla yüz vermemiş. Tencereyi bırakıp dükkandan çıkmış. Güzel kızın ayrılması ile birlikte sanki dükkandaki ateş sönmüş; demirci Sutean’in kalbini buz gibi bir şey kaplamış. Güzel kızın kalbini kazanabilmek için bir çare aramaya başlamış. Ocağının başına oturmuş düşünürken bir parça demir almış ve onu şekillendirmeye başlamış. Çalıştıkça çalışmış ve ortaya çıkan şey şimdiye kadar yaptığı hiçbir şeye benzememiş. Eşi benzeri görülmemiş bir çiçek yapmış demirden… incecik yaprakları birbiri etrafında kapanan dünyanın en güzel çiçeğini… Sabah tencereyi almaya sadece hizmetçi kız gelmiş. Demirci Sutean üzülse de güzel kızı göremediği için tüm umudunu çiçeğine yüklemiş ve aşkının elçisi olarak göndermiş hizmetçiyle…güzel kız çiçeği görünce büyülenmiş, kalbi yumuşamış ve Sutean’in aşkına karşılık vermiş… Sutean güzeller güzeli kız ile evlenmek için kızın babasından izin almak üzere yaşadıkları şatoya gitmiş.Güzel kızın babası bir büyücüymüş, ve kızının sıradan bir adama, bir demirciye aşık olmasına çok öfkelenmiş. Bu ilişkiye hemen bir son vermeye yemin etmiş. Hemen orada Sutean’i öldürecek bir lanet okumaya başlamış ki, kızı dizlerine kapanıp onu engellemiş.bunun üzerine büyücü kurnazlığa başvurmuş; Sutean eğer sabaha dek şatonun etrafını demir bir çit ile çevirirse kızı ile evlenmesine izin verecek eğer başaramazsa güneş doğarken Sutean taşa dönecekmiş. Eğer korkuyorsa bir daha dönmemek üzere şatoyu terk edebileceğini söylemiş demirciye.. Demirci korkup da sevdiğini terk edebilecek biri değilmiş. Hemen işe başlamış, durup dinlenmeden çubuklar, teller hazırlayıp onları diziyormuş. Sabaha karşı büyücü demircinin çiti yetiştireceğini anlamış, ve onu engellemek için aklına bir kurnazlık daha gelmiş… kızının kılığına bürünmüş ve şarkı söylemeye başlamış. Şarkı öyle derin öyle güzelmiş ki… demirci çekicini bırakıp dinlemeye başlamış…Büyücü güneş doğana dek söylemiş. Güneş ışıkları penceresine vurduğunda güzel kız uyanmış, hemen pencereye koşmuş; çitin yarısı duruyormuş… demirciyi uyarıp güneş ışığından kaçırmak istemiş, ama geç kalmış.. Gün ışığı üzerine değer değmez genç adam taşa dönüşmüş…büyücü neredeyse mutluluktan uçmak üzereymiş. Babasının oynadığı oyunu gören kız çok üzülmüş, ve elinde demircinin hediyesi olan demir çiçek ile taşa dönüşmüş olan sevgilisinin yanına koşmuş. Ağlamış, ağlamış, ağlamış… göz yaşları taşı eritememiş, ama demirden çiçeği canlandırmış. Gözyaşları ile beslenen çiçek büyümüş, serpilmiş, tüm şatonun etrafını çevrelemiş. Demircinin tamamlayamadığı çiti çiçeği tamamlamış. Bu güzel çiçeği görüp beğenenler alıp başka yerlere de ekmişler ve böylece tüm dünyaya yayılmış. Güzeller güzeli Rosa’nin (Gül) anısına her yerde onun adı ile anılır olmuş.
Bu yazı için etiket girilmediİlgili aşk sevgi sözleri
Bir sevdiginiz insanla gecirdiginiz zaman ebedi degildir. Cok seversiniz,onsuz olmuyor dersiniz ve zor anda tek kalirsiniz ve sizi birakip gider. Akliniz kalir,kalbiniz kalir o insanda,ama size verdigi o aci sonra bir daha o insanin yüzüne bakmak istemezsiniz! Herseyin sonuna kadar gitcegini düsünmeyin, her ask sonsuz olsa güzel olur,ama ne yazikki öyle degil…..
bir genc kiz vardi ve hayatinda ilk defa ask kapisini acti.o kiz ilk defa sevmisti ve sevdigi ile cikmaya basladi.bazen güzel bazen acimasiz iliskiydi.sonunda ama acimasiz bitti hersey…
Iyi arkadastik,ayni sokakta yasiyor ayni okula gidiyorduk. Bizim mahalleye tasinmislardi ve sabah aksam onunla gecirdim zamanimi,ama daha neler olacagini bilmiyormusum megerse.beni hangi durumlara sokacagini bilmiyormusum.
birgün okul bittiginde ayni yoldan gidiyorduk ve konusmaya basladik.her seferinde konular uzuyordu.aslinda ben cok konusmazdim ama onu görünce birden degisiyordum ve anlamsiz seyler anlatiyodum …..her seferinde onun gözlerinin icine daliyodum ve cikamiyordum sanki biri büyü yapmis gibi
zaman gelirdi,onu okuldan eve kadar dinlerdim,arasira evet derdim…zaman gelirdi,herseyi anlatirdim o dinlerdi. zaman gelirdi gülüsürdük,sakalar yapardi ve zaman gelirdi arasira gicik derdi bende derdim sonra yine barisirdik ve devam gülüsürdük.
birgün yine beraber okul bittikden sonra yürürken gözlerime bakti ve beni sevdigini söyledi en büyük hayalim buydu ve sanki yeniden dogmus gibi oldum sanki dünya dönmüs gibi oldu ve sevincten birsey diyemedim bile …hersey cok güzeldi hergün bulusmaya basladik,annemlerden gizliyordum arkadaslarimin hepsi ona karsiydi ama kimse beni ilgilendirmiyodu ben sadece onun icin yasiyordum artik ve onu ölesiye seviyordum
her seyin basi güzel derler ve askin basi her seyden güzeldi. Herseyden cok sevdim onu,gözyaslarimi unuttum mutluluktan ve annemler bile taniyamadi daha.Kizim neyin var dediler,üstündeki bu mutluluk ne dediler. Birsey diyemedim ve arkadaslarima her zaman onu korudum,arkadaslarim olmaz dedi ben olur dedim…dünyanin sonuna kadar onunla giderdim,hayatimin sonuna kadar onunla olmak istedim. Inanamadim ilk askin bu kadar güzel ask olacagina.
birden bire hersey degisti benden cok seyler bekliyordu bütün arkadaslarimi onun icin birakmami istiyordu beni sadece kendisine istiyordu bunu ilk zaman yapamadim arkadaslarimi nasil satiyim diye düsünüyordum ve yaslar dökülüyordu gözlerimden anlamiyordum onu insan sevdigini bu kadar üzermi?böyle birsey beklermi?diye. ama ben yinede onu birakamiyordum o yüzden arkadaslarimi terk ettim beni aradiklarinda zamanim yok dedim ve ondan sonra sadece onundum
arkadaslarimi sattim,anneme babama karsi suskun oldum. Sevmek icin,gercek aski yasamak icin herseyi göze aldim. Aklimda kaldi arkadaslarim,her zaman derdim,bir insan icin arkadaslarimi satmam,bir insan icin arkadaslarimi unutmam. Ama anladimki bende yaptim bunu. Ama sorun bir niye yaptim?cok sevdim,ask beni kör etti… sagimi solumu göremedim,tek önüme baktim ve orda o vardi. O sevdigim erkek,ama bana cok zarar veren erkek.
Uyumadan önce en son düsüncem oydu ve sabah uyandigimda ilk düsüncem oydu! Anladimki ben bunsuz yapamam daha
günler gecti aylar gecti , arkadaslarimin bana dedigi zamanlar geldi,daha o da gülmedi bende gülmedim. Büyüklerimiz her zaman ne der bize,ama biz hic inanmayiz….ZAMANLAR DEGISIYOR, birden oldu bunlar birden bire gözüm acildi ve onun hariketlerini dikkat etmeye basladim ve ben ondan hicbirsey beklemiyordum cünkü onu üzmek istemiyodum ve sevdigi insanlardan ayirmak istemiyordum kendime hep sorardim peki o neden yapiyor bunlari?ona sordum tabi ama bana hep derdiki seni o kadar cok seviyorumki kiskaniyorum….bende basliyordum onu kiskanmaya ve hareketlerine dikkat edince o bana söylediklerini kendisi yapmiyordu.
Yaptiklarina dikkat ettim,dediklerini iyi düsündüm ve anladimki. Hep benden istiyordu herseyi,ailemle aram bozuldu,arkadaslarim beni unuttu ve koskocaman dünyada tek bir insanla kaldim. Ama yavas yavas süphelenmeye basladim,bu insan benim iyiligimi mi istiyor ya da benim halimi düsünmeden benden herseyi yapmami mi bekliyor?
benim istediklerimin yarisini yapmadi ve ben cok üzülmeye basladim. o kadardir görmedigim gözyaslarimi son zamanlar her gün görmeye basladim. Hayatim gittikce kötüye gitti ve ona duydugum ask gittikce söndü.Ama söndü dersem yanlis olur,cünkü onu cok seviyordum,ama beni cok zorladi ve benim dünyami kisitladi…
kendi tabiki hayatini devam yasadi,ben birsey desem tamam dedi,ve yapmadi.. simdi bana desenize,bu beni sevdi ve kiskandi mi yoksa adam yerine mi koymadi?
halim cok perisandi hergün hickira hickira agliyordum kimse bilmezdi benim derdimi benim yasadiklarimi sanki hersey hayatimdan alinmis gibiydi ama ben yinede ondan vazgecemiyordum onu cok kiskaniyordum gece gündüz disardaydi ve bana önem vermiyordu duygularimi düsüncelerimi dinlemiyordu ama yinede yasaklamaya devam ediyordu herseyi bana ben biliyordum onunla ömür boyu dayanamazdim diye ama yinede vazgecemiyordum, kafam patlicak gibi oluyordu sadece onu düsünüyordum bizi düsünüyordum o beni haketmiyor diyordum kendime ama yinede birakamiyordum belki en büyük problem bendeydi benim gercek yüzümü ilk basta görmedi ve sonradan görmek istemedigi icin herseyden vazgecmemi istedi biliyorum bunun iyi hayirli bir sonu yok bitmesi gerekti artik böyle yasamak istemiyordum gülmek istiyordum eglenmek istiyordum diyorum kendime sürekli ama o kadar zordu ki ayrilmak korkuyordum cok aci cekerim diye korkuyordum o baska kizla cikarsa nolur diye o yüzden katlanmaya calisiyodum o canimi alana kadar…
Aklima gelmezdi onun baska kizla beraber olmasi. Aklima gelmezdi onun kalbi baska kizin olmasi. Aklima gelmezdi gün icinde belki bir kere beni düsündügü. Bekledim,belki durumumu anlar dedim,belki canimi acitmaz dedim. Ama bekledikce CAnimi aldi. Kendi kendime hayal kurdum,ben onsuzda yaparim dedim,bu dünyada tek erkek o degil dedim. Ama aklimdan geceni kalbim inanmiyordu. Kalbim diyordu her zaman, o senin ilk askin ve onu cok seviyorsun. Ama kalbim bilmiyorduki,gözümden akan yaslar sirf onun icindi.
Anladim bu isin bitecegini ve kendimi toparlamaya calistim,eski hayatimi yine kurmaya calistim. Ailemle arkadaslarimla eglenmeye ve iletisim kurmaya calistim. Ve zamanla hersey olmaya basladi. Ama ailemle ve arkadasimla oldukca, o yine beni zorluyordu. Ama en sonunda dedimki, sen beni bu dünyada tek birak,dönüp yüzüme bakma bile ve sen git eglen arkadaslarinla ve bu sözler sonun baslangiciydi…
sonunun baslangiciydi derken baslamasi ve bitmesi bir oldu bu iliskinin……hersey bitti ona derken yüzüme bile bakmadi ve gitti …..gitmesi beni en cok üzen seydi neden böyle yapiyordu diye düsünüyordum.halbuki onun bilmesi lazimdi onun icin cok seylerden vazgectigimi ama neden yinede benim icin savasmiyordu …o beni gercekten sevdi mi diye kendime hep soruyordum aslinda onun sevgisine inaniyordum ve hala inaniyorum ama bu tür hareketleriyle ne düsünücegimi bilmiyordum.beklerdim beni aramasini veya barisma teklifini yapmasini ama hicbir sey yapmiyordu onun gözünde o kadar degersiz miydim?ben onu geri istiyordum aslinda ama hersey icin cok gecti belki bunun iyi tarafida vardir diyerek hep olumlu yönden bakmaya calisiyordum zor olsa bile …
Sabah Aksam aklimdan cikmak bilmiyordu.ben bu kadar degersiz miydim?beni hic mi sevmemis miydi? bu dünyada beni sevenleri unutmusum ben.Beni Sevenleri kendimden soguttum,bu acimasiz aska verdim kendimi. Cok zaman gecti,kendime gelemedim.Kendimi toparlamam cok zaman aldi. Ama aklima geldi zamanlar oldu.Bazen kendime kiziyordum,bazen onu dövesim geliyordu,ama ask lafini aklimdan gecirmiyordum daha. Benim kalbimi param parca etmisti o ve onun artik yüzünü bile görmek istemiyordum. Arkadaslarimla ve ailemde daha fazla zaman gecirmeye basladim ve hersey eski haline döndü,ama herkes BENIM COK DEGISTIGIMI söylüyordu. cok rahat,düsünceli oldugumu ve artik karsinmdakini daha iyi anladigimi diyorlardi bana!!!
Onu görmek istemiyordum artik,beni hayal kirikligina ugratmisti sonucta. Hayatim artik anlamsizlasmaya baslamisti dedim kendime.yasama nedenim kalmamisti adeta.Kimsem yoktu artik,bana zor zamanimda güc vermeye,destek olmaya. Ama düsündükce,aklima birsey takiliyordu.Benim simdiye kadar yasadigim en kötü zamani o bana yasatmisti,hatta ölümü bile düsünmüstüm onun yüzünden. Ve anladimki benim onun arkasindan aglamam cok büyük bir yanlislik olurdu. Ben Erkeksiz de yasardim elbet,ailem yanimda ve arkadaslarim dünyada aklina sahip olabilecegin en iyi arkadaslardi. Tek üzüldügüm sey onu bosu bosuna sevmis olmamdi…
Bunca aski yasadim ve elime hic birsey gelmedi. Simdi söyleyin bi bana,bu ask güzel miydi yoksa acimasiz miydi? Ben biliyordum,istedikten sonra,ben herseyi basabilirdim ve bunu da basarirdim ben. koskocaman dünyada bu hayal kirikligini ben TEK atlattim…
burda hikaye bitti…..bir genc kizin aci hikayesi.genc kiz ölesiye seviyordu ve herseyden vazgecmisti ama yinede mutlu olamadi hayalleri yikildi ve en önemlisi yasamaktan vazgecmek istiyordu…..ama sonunda o yinede aklini kullanmak istedi ve allaha karsi gelmek istemedi o yüzden savasmaya basladi ve bilirsiniz bu sözü her istedigine ulasirsin yeterki ona emek ver ve savas.o genc kiz cok savasti ve sonunda KENDI hayatini geri aldi!!
İlgili aşk sevgi sözleri
AŞK; daha ali karşıma çıkmadan önce aşka inanmazdım aşk nedir demiştim aşk diye birşey yoktur aşk bir kandırmacadır diyordum. bizim kızlar çıkıp karşıma ağladıklarında seviyorum dediklerinde aptalsınız hayatınızı bir erkeğe bağlıyorsunuz derdim… taki aliye aşık olana kadar… ali çıktı karşıma seviyorum dedi seni seviyorum ben inanmadım yalan dedim bütün erkeklr gibi yalan… ve okuyordum okulum herşeyden önemliydi çünkü bir hedefim vardı ve onun için çabalıyodum aile içi durumum çok iyiydi hayatımda herşey güzeldi günü birlik yaşıyordum… kabul etmek istemedim onu sebeplerim vardı; onu kabul etmem için ne olduğunu bilmem gerekirdi bir çok denemelerden geçirdim abimin istemediğini söledim abimle konuştu mücadele etti savaştı, beni verirler senle beraberken dedim yine razıyım dedi seninle bir ihtimale bile razıyım dedi olmasa bile o ihtimali ben yaratırım dedi ya herşeye razıydı… bi aralar sabah tamam diyordum akşam yok diyordum konuşup konuşup yine beni ikna ediyordu… ama en sonunda yok artık istemiyorum kesin dedim sonra bana bi msj geldi bunu yapmamda senin bir suçun yok seni oradan izliyor olucam diye… sandımki geri dönüyor beni ordan seyredecek ama intahar ettmiş o mesajı atmış bunu öğrendim dünya başıma yıklmıştı o an anladımki o da benim için önemliymiş bende intahar ettim… ikimiz iyiydik yine herşey yoluna girmişti… ben emindim artık herşeyden gözüm ondan başkasını görmüyordu kalbim yalnız onun için atıyordu hayatta ondan başka kimse umrumda değildi sabahlara kadar muhabbet ederdik telefon çaldığında kalbim yerinden fırlayacak gibi oluyordu o buğulu sesiyle SENİ SEVİYORUM dediği zaman ölüyordum bitiyordum o anki duygularımı hiç bir şekilde ifade etmem mümkün değil… bütün olumsuzluklar bizdeydi benim ailem onu istemiyordu onun ailesi beni ama biz yinede savaşıyorduk çabalıyorduk mücadele ediyorduk çünkü sevgimize inanıyorduk… yeminler etmiştik birbirimizi asla bırakmicağız diye sözler vermiştik ölüm bile bizi ayıramicaktı birimiz ölsek diğerimiz hayatta kalmicaktı… kendimizde hiç sorunumuz yoktu hep çevre bizim aramızı bozuyordu beni istemeye geldiklerinde yine ayrı ayrı kavgalar doğuyordu birşeyle kopuyordu… bi ara yine tam bitti dedik herşey bitmişti… 4 ay sesini duymadım ama yinede bende birşeyle bitmemişti çünkü benim içimde ayrı fırtınalar kopmuştu…. ama yine birbirmizi bulduk yine barışmıştık ama yine birşeyler koptu… şu anda yine birşeyler bitti diyoruz artık beni istemediğini düşünüyorum çünkü kadere olanlara boyun eğiyo yeminlerimizi unutuyor hala sevdiğini ama artık mantığını dinlediğini söyliyor ama ben inanmıyorum sevgisine seven adam bırakıp gitmez mücadele eder ama ben herşeye rağmen hala deliler gibi seviyorum ne yapsam söküp atamıyorum onsuz hayat zindan gibi ve şu anda psikolojim o kadar çok bozukki hayattan bi zevk almıyorum yalnızca yaşamak için yaşıyorum hayattan bir beklentim yok sırf bana birşey olduğunda üzülen ailem olduğu için kendme birşey yapmaktan çekiniyorum defalarca denedim olmadı bir ölmeyi bile beceremiyorum onu bile başaramıyorum niye varım ki ben bu hayatta hayattan ne bekliyorum ki hiç birşey ama çok seviyorum deliler gibi ona kendime söz verdim sen hayatımda ilk tek ve son aşkım olacaksın diye ilk tek ve son belki evlenirim giderim ama göznlümde onun aşkı larak asla başka kimseyi yüreğime alamam kabul edemem… şu anda tek korkum fazla geç kalmasından… çünkü onun aklı başına geldiğinde ben hala bıraktığı gibi o halde durabilirmiyim bilmiyorum fazla geç kalmasından korkuyorum…. FAZLA GEÇ KALMA AŞKIM…. seviyorsanız asla ama asla yılmayın her türlü mücade edin ve dış etkenlerin asla sizi etkilemesine izin vermeyin ASLA….
Bu yazı için etiket girilmediİlgili aşk sevgi sözleri
Sevgililerin çoğu hiç ayrılmak istemez. Yaşarken ve öldükten sonra hep birlikte olmak ister. Ben yine de şimdiye kadar sadakati ve bağlılığı bayan Isidor Straus’un seviyesine ulaşmış birini daha tanımadım.
1912 yılındayız. Bayan Straus ve kocası, o talihsiz yolculuk sırasında Titanik’teki yolcular arasındadırlar.
Kadınlardan çoğu geminin içinde boğulmamasına rağmen Bayan Straus basit bir nedenle boğulur: Çünkü kocasını bırakmak istemez.
Bayan Straus’un kazadan kurtulan hizmetkârı Mabel Bird kurtulduktan sonra şu öyküyü anlatmıştır:
” Titanik batmaya başlayınca, panik olan kadınlar ve çocuklar kurtarma botlarına indirildiler. Bay ve Bayan Straus o kadar sakinlerdi ki yolcuları rahatlatıyorlardı. Hatta yolcuların botlara binmelerine yardımcı oldular.”
” Onlar olmasa boğulurdum. Ben kırkıncı ya da ellinci bottaydım. Bayan Straus benim bota binmemi sağladı ve yanıma kalın halatlar verdi.”
Daha sonra, Bay Straus karısına bota binmesi için yalvarır. Bayan Straus tek bacağını atar, ama aniden fikrini değiştirir ve ayağını geri çeker. Batmakta olan gemiye döner.
” Lüfen sevgilim bota bin” diye yalvarır kocası.
Bayan Straus yıllarını birlikte geçirdiği en iyi dostu, kalbinin sahibi ve ruhunun ilacı olan erkeğin gözlerine derin derin bakar. Kolunu kavrar ve ona iyice yakınlaşır.
” Hayır” der kendinden emin Bayan Straus, ” Bota binmeyeceğim. Yıllarımızı birlikte geçirdik. Artık yaşlandık. Seni bırakmayacağım. Benim yerim senin yanın.”
Onları en son orada görmüşler: Güvertede elele. Gemi batarken, kendisini kocasına adayan kadın cesaretle kocasına sarılmış. Karısını seven adam koruma duygusuyla karısına sarılmış. Hiç ayrılmamacasına…
Bu yazı için etiket girilmediİlgili aşk sevgi sözleri
Genç kız yine acılar içinde odasında yatıyordu. Henuz hayatının baharında ölümle yüz yüzeydi. Babası onu kurtarmak için gazetelere ilan vermiş, para teklif etmişti. Ama onun kalbinin teklemesi değil, kalbinin içindeki sızı ilgilendiriyordu. Sevdiği aklına geldi bir damla yaş daha döküldü gözlerinden. Ayrıldıklarından beri tam beş çile dolu yıl geçmişti. Aslında sevgilerinin arasına o kahrolası para girmişti. Hatırlıyorduda sevdiği ona birkeresinde:
- Ben zengin değilim belki ama seni seven bir kalbim var. Sana sadece onu verebilirim, demişti.
Zaten sevgiye muhtaç birisi başka ne isteyebilirdiki. Kendisini sevmesi yeterdi.O en çok Saçlarının dökülmesine üzülüyordu. Çünkü sevdiği öpmüş koklamıştı saçlarını. Her dökülen saç yüreğine bir hançer olup saplanıyordu. Şimdi tek isteği sevdiğinin son anlarında yanında olmasıydı. Ne olurdu onu birkez daha görebilse, onu birkez daha koklayabilse.Bu düşünceler arasında uykuya daldı.
Babası heyecanlı bir şekilde kızının odasına girdi. ” Müjde kızım,kalp bulundu ” dediğinde kızının bir peri güzellliğinde, sevdiğinin özleminden ıslanmış yüzüne baktı ve çıktı odadan…
Genç kız, bir hafta sonra kendine geldiğinde sanki başka bir dünyadaydı. İçinde acaip bir his vardı. Sanki bu dünya ona çok farklı gelmişti. Aklına yine sevdiği geldi. Kalbi eskisinden daha hızlı atmaya başladı. Kalbi değişmişti ama sevdiğini eskisinden daha çok sever olmuştu.
Bir gece ansızın uyandı uykusundan kalbi çok hızlı atıyordu. Bu durum sürekli böyle devam etti.Doktora gitti, durumunu anlattı. doktor:
- Bir aya kalmaz geçer, demişti.
Ama aradan aylar geçmesine rağmen durum aynıydı.
Birgün bahçeye çıktı Çiçekleri seviyordu. Kırmızı güllerin yanına gitti. Kalbi hızlı hızlı atmaya başladı. En çok kırmızı gülleri severdi. Çünkü sevdiği ona benzediğini söylerdi hep. Birden kapı çaldı. Kapıyı açtı kimse yoktu. Yere baktı bir mektup vardı ve onaydı. Mektubu açtı ve kalbi hızlı hızlı atmaya başladı. Bu onun kokusuydu. Koltuğuna zarzor oturabildi. Zarfın içinden mektubu titreyen ellerle çıkardı ve okumaya başladı :
” Sevdiğim, bugün sevdamızın altıncı yılı. Seni hep sevdim. Seninle ayrılmak zorunda kaldığımızdan beri, bir kalbe iki sevginin sığmayacağını bildiğimden ne birini sevdim ne de evlendim. Her günüm çile ve azapla geçti. Hergün sana şiirler yazdım, hergün şiirlerimi okudum ve hergün ağladım. Tam beş yıl boyunca hergün yazdım, okudum, ağladım. Birgün önüme bir fırsat çıktı. Bu fırsatı reddedip kendime daha fazla haksızlık edemezdim. Belki seni unuturum diye senden çok uzaklara gittim. Ama şimdi seni daha çok özlüyorum. Her gece yanına geliyorum o masum yüzünü okşuyor yanaklarına öpücükler konduruyorum, sen uyanıyorsun benim geldiğimi anladığını sanıyorum ama sen o tatlı uykuna geri dönüyorsun. Sevdiğim hep ben geldim senin yanına artık sen gel olurmu. Kırmızı güllerimize iyi bak. Ve artık unutma içinde seni senden daha çok seven bir kalbin var artık. Ona iyi bak olurmu. Kırmızı güllere ve kalbimize iyi bak. Seni yanıma gelene kadar bekleyeceğim sevdiğim Hoşçakal…”
İlgili aşk sevgi sözleri
acılarımı sterileze etmekle başladık işe kimsenin kimseye bireysel sancılar bırakmasını istemedik.Ve bu sterileze okadar uzun sürdükü.Zaman kavramı manasını yitirmişti.Bilincimiz beraklaşmak adına fazla mesailere girişti.Şaşırdık bu kadar mı kolaydı yani bir insanın unutulması hiç yokmuş gibi sayılması ortalama kaç kangren geceye sıgıyordu.Nekadar sürüyordu bir insanın unutulması bunu tecrübe ettik.En zor kazandıgımız tecrübelerden biri olarak kazındı havızamız.Hasımlar acılarını daha kolay unutmak için ayrı ayrı çografyalara gittiler.Git cümlesini istemeden kurdular yarı ıslak bir haldeydi.Islaklıgı manası kadar derindi.Şu an gözlerinin hiçte alışık olmadıgı bir çografyada senin için acı çekiyorum….
Bu yazı için etiket girilmediİlgili aşk sevgi sözleri
bundaan 5 sene önce oturduğumuz apartmanda üst komşumuzun oğlundan hoşlanmaya başladım.her karşılaştığımızda anlamlı anlmalı birbirimize bakıyorduk.aramızda 8 yaş vardı.o ist dışında çalışıyordu arada ailesini görmeye geliyodu.dışarıda karşılaştığımızda hoşsohbet ediyorduk.bi gün evden tam çıkıyorum bi msj geldi.ben yaşadığı şehirdeki kızların çok güzel olduğunu sölemiştim oda onaylamıştı.gelen msjda aslında ist ul kızları daha güzel yazıyodu.sonra tam merdivenlerden inerken msjımı aldınmı die bir ses duydum.evet o serkandı.gülümsedim eve ordan çabucak uzaklaştım utanmıştım.ertesi gün okuldan tam çıktım telefonum çalıyo.laf arasında okulumun nerde olduğunu sölemiştim.arabayla beni almaya gelmişti.çok şaşırmıştım.ogünden sonra çıkmaya başladık.o işinden istifa edip ist a geldi.her sabah camdan işe uğurluyor her akşam yolunu gözlüyordum.ilerisi olmayan bi ilişkiydi biiyordum ama bu kadarını da beklemiyodum.annesine çok düşkündü ne derse yapıyodu.annesi bi kız beğenmiş bana bunu söledi ve elinden bişi gelmediini evlenmek zorunda olduğunu söledi.dünya başıma yıkılmıştı.günlerce hiçbişi yemedim.oda perişan dolaşıp duruyodu.düğün ne zaman die soranlara bilmiyorum anneme sorun diyodu.kına gecelerinde tepemde gümbürtü ağlaya ağlaya uyudum.düğün davetiyesi geldi.dayanamıyordum.en sonunda evlendi ve nerde oturuyordu biliyormusunuz?tam karşı dairemde:(yatak odalarıyla yattım oda sırt sırtaydı.artık odamda kalmıyordum salonda yatmaya başladım.aradan zaman geçti öğrendimki eşi hamileymiş.insan kötü oluyo.tabi sürekli karşılaşıyorduk.düşünsenize kapıyı açıyorum karşımda karısıyla falan çok kötüydü.bi erkek çocuğu oldu ve adını ne koydu dersiniz.benim soyadımı.karısı çok bozuldu serkanın annesi anlatmış önceden beraber olduumuzu.her karşılaşmamızda tip tip bakıyo.sonunda taşındık ordan ve ben artık rahatladım.hergün onu görmek önceden duyduğum aşk ızdıraba dönüşmüştü.şimdi arada bi gidiyorum eski mahalleme ve serkanla karşılaştığımızda sohbet ediyoruz.ve ben ona hala saygı duyuyorum ve inanın ona hiç kızmadım.hep o cadı anasının yüzünden:))
içinizdeki aşk ve sevgi hiç bitmesin…
İlgili aşk sevgi sözleri
Oturuyorum gözlerim kapalı, düşünüyorum bir hayal kuruyorum. Seninle bizim yaşadığımız evi düşünüyorum. Sabah, ben erkenden uyanıyorum. Hazırlanıp dışarı çıkacağım. Hazırlık yapmamız gerek akşama misafirlerimiz var. Önce güzel bir duş alıyorum, sonra giyiniyorum. Sen hala daha mışıl mışıl uyuyorsun. Seni uyandırmak istemiyorum. O kadar güzelsin ki bunu sana anlatamam.
Dışarı çıkıyorum arabamızın anahtarları elimde, otoparka giriyorum ve yavaş vayaş arabanın yanına yanaşıp kapıyı açıyorum. Güzergah en yakın market… Gerekli alışverişi yapmam fazla sürmüyor. Geri dönüş yoluna giriyorum. Bir şey mi unuttum acaba… Yolun kenarında bir çiçekçi var. Arabayı sağa çekiyorum ve çiçekçiye girerek senin için sarı bir gül alıyorum. Sonra tekrar arabaya, geldiğim yoldan geri dönerek tekrar eve dönüyorum. Ve kapıdan içeri girerken “hayatııım” diye sesleniyorum sıcak ve marur bir sesle.. Fakat sen halen daha güzellik uykundan uyanmamışsın. Çiçeği yanıma alıyorum. Küçük bir not “ uyandırmaya kıyamadım “ Basşucuna bırakıyorum. Sana bağlılığın bir ifadesi… Mutfağa geçip kahvaltılık bir şeyler hazırlamaya koyuluyorum. “ Aşkım uyandığında her şey hazır olmalı “ diyorum kendi kendime.. Biraz domates, peynir, salam.. Kahvaltı sofrasının kalabalık olmasını istemiyorum.. Oranın kalabalığı biz olmalıyız.. Çay evet şimdi çay hazırlanıyor. Hmmm.. Bide rafadan yumurta.. Şimdi oldu… Soframız hazır.. Bu arada senin uyandığını farkedemiyorum. Oysa seni hissetmek isterdim.. Herşeyinle.. Sessizce ben hazırlık yaparken sen arkadan sarılıyorsun.. “ Canım benim, seni seviyorum.. “ diyorsun bana “ bende .. bende seni seviyorum…” Mutluyuz ikimizde, çünkü mutluluğumuza gölge düşürecek hiç bir şey yaşamadık, çünkü birbirimize sevgiyle bağlıyız, çünkü bizim tek güvencemiz yine ikimiziz.. Eeee ne de olsa bu dünya bizim kendi dünyamız, ve bunu biz kurduk. Kendimiz için, çoçuklarımız için.. Kimsenin mutluluğumuzu engellemesine izin veremeyiz. Birbirimize o kadar çok güveniyoruz ve o kadar çok bağlıyıyz ki nikah işlemlerini bile önemsemiyoruz. “Off allahım biz şimdi haftaya Cuma evleniyormuyuz” diyerek birbirimize gülüyoruz, sonrada “ ne gerek vardı ki biz böyle iyiydik” diyoruz. Birbirimize ve kendimize güveniyoruz…
Şimdi iş vakti, seni yalnız bırakmak istemiyorum. Masayı toparlamak için birbirimize yardım ediyoruz. “Keşke bitmeseydi..” diyoruz birbirimize bakıp ama biz bunları sürekli yaşıyoruz. Ben çıkış kapısına doğru yavaşça yaklaşırken sen arkamdan geliyorsun. Elimi tutuyorsun sürekli beni bırakmak istemez gibi bir halin var. Biraz da yaramazsın tabi ama bu çekilir bi durum.. Bana skıca sarılıyorsun..
“- Akşama geç kalma..
- Peki canım..
- Biliyorsun misafirlerimiz var…
- Hıhım biliyorum canım..
- Seni seviyorum canım..
- Bende ben de seni seviyorum..
- Gitmeni istemiyorum.. Ne zaman bitecek bu işler.. Ne zaman seninle….”
Elimi yüzüne uzatıyorum ve işaret parmağımla dudağını engelliyorum..
“ -Şşş bana şimdi öyle bir hediye ver ki hayatımın bir anlamını olduğunu, gittiğim yerde başarılı olmak için bir sebebim olduğunu, ve kendime dikkat edip her zaman geri dönmem için mutlak bir sebep olduğunu bana unutturmasın..
- İşte hediyen canım..”
Yoğun bir dudak temasından sonra dışarı çıkıyorum.. Dış kapıdan da çıktıktan sonra yavaşça geri dönüp pencereye bakıyorum.. Ordan masum bir ifade ile beni izliyorsun.. Öeylece duruyorum bana sanki bir daha geri dönmeyecekmişim gibi bakıyorsun.. “Üzgünüm canım ama bizim ve çocuklarımızn geleceği için gitmem gerek “ diyorum ve hızla yola koyuluyorum. Of Allah’ım yapılacak çok iş var.. Ama sen hep aklımdasın.. Dudağımda öyle bir iz bırakmışsın ki ne yapacağımı, nereye gideceğimi, kendime nasıl dikkat edeceğimi iyi biliyorum. İnsanlar sokaklarda, bir adam var koşuyor.. sanırım işine geç kalmış.. Bende geç kalmamalıyım. Şu gaza biraz daha bassam iyi olacak.. Bir an önce gidip işlerimi halletmeli ve sana geri dönmeliyim. Ne kadar güzel bir hayat.. Senin aklında ben, benim aklımda sen.. Evet bu hayatın güzelliğinin; senin için ben, benim için de sen olduğunu hatırlayarak hızımı biraz daha arttırıyorum……..
……Evet sonunda… Paydos.. Bu günkü iş bitti.. Ama önümde çok günler var.. Şimdi dönüş yolundayım.. Fakat o da ne ? Telefon çalıyor.. Sanırım geç kaldım..
“
- Efendim
- Hayatım nerdesin?
- Yoldayım canım geliyorum..
- Tamam canım, seni özledim ve misafirlerimiz de geldi..
- Anlaşıldı komutanım..
- Hmmm.. Bunun bir de cezası olacak tabi..
- Anlaşıldı komutanım..
- Seni bekliyoruz..
- Tamam canım geliyorum. “
Allahım nasıl geç kalırım.. bir an önce gitmeliyim.. Hızımı arttırıp vitesi yükseltiyorum.. Çalıştığım iş alanının sınırları içerisindeyim. Yol karanlık.. Ne bir sokak lambası ne karşıdan gelen ne de beni takip eden bir araç var.. Daha fazla geç kalmamalıyım.. Bir vites daha yukarı.. sanırım bu dört oldu.. Hmm dikkatli olmam gerek.. Sanırım bu yoldan bir tanker geçmiş.. Yolda boylu boyunca uzanan bir yağ şeridi var.. Arada bir şerit kesiliyor tekrar başlıyor……Aman Allah’ım….
…….O hiçbir şeyden habersizdi.. Bildiği tek şey aşkının yolda olduğu ve her an için kapıyı açabileceğiydi.. Misafirleri ile ilgilenmesi gerekiyordu.. Ablası gelmişti eşiyle birlikte… Tatlı bir muhabbetin ortasındaydılar.. Birden bir kapı sesi duyar gibi oldu.. Yerinden fırladı aşkım geldi diye.. Ama yok! gelen kimse yoktu.. Ablası sordu ne oldu diye.. “Hiiç sadece kapı açıldı sandım..” ama gelen yok!.. Üzgün bir tavırla tekrar kalktığı koltuğa geri döndü.. Önündeki sehpaya gözleri daldı.. Ve derin bir iç çekti.. “Off neden bu kadar geç kaldı?” İçinde nedenini anlamadığı bir endişe vardı.. Ablası “
- Neden bu kadar heyecanlısın bu akşam bakalım
- Hiiç
- Pek te hiç değilmiş gibi
- Evet
- Nedir? Bir müjdemi var yoksa
- Nerden bildin ablacım?
- Sadece tahmin ettim. Bende müjde vereceğim zaman böyle heyecanlanırım
- Evet bir müjdem var. Yani aslında bunu ona dün akşam söyliyecektim ama Söyleyemedim bu müjdeli haberi sizinle beraber vermek istedim. Yani en azından söylerken güçlük çekmemek için
- Nedir müjden? Bizi bekletmezsin herhalde gerçi ben tahmin eder gibi oldum ama sen yinede söyle
- Evet su bence de söyle bende meraklandım iyice
- Şeyy.. Bir çocuğumuz olacak
- Ne kadar güzel ama bunu ona söylemek bu kadar zormuydu?
- Heyecan ablacım heyecan
Kısa bir sessizlik oldu ve gözleri yine önündeki sehpaya daldı.. Yine bir iç çekti ve kendi kendine
- Yolunda gitmeyen bir şeyler var
- Ne gibi?
- Bilmiyorum.. İçimde henüz anlam veremediğim bir hüzün var
- Sanki bir şeyler olacak gibi sanki.. sanki…..
- Dert etme bu kadar Su bende bir erkeğim o da şimdi senin yanında olmak için can atıyordur.. Sabırsızlanıyordur.. Hatta her an için kapıdan girebilir..
Yine bir sessizlik gözleri yine sehpa da bir iç çekiş daha “ Ne oldu niçin hala gelmedi? “ Bir anda sehpa da odaklanarak göz bebekleri büyümeye başlar.. Ruhunun derinliklerinden gelen o acı kalbine tıpkı bir bıçak gibi saplanıverir.. Artık hüzünden eser yok.. Yüzü kasılmaya başlar.. Ellerini titreyerek göğsüne doğru götürür ve kendine tıpkı sevgilisine sarılıyormuşcasına sıkı sıkıya sarılmaya başlar ve kısık ve hızlı bir şekilde nefes almaya başlar.. Ablası ve eniştesi şaşkınlıktan dona kalmıştır.. Her şey bir anda olur.. Acı giderek artıyor.. Yüzündeki ve nefesindeki kasılma hat safhada, bu sırada ağızını sonuna kadar açıp başını yukarı kaldırıyor.. Çığlık atmak istiyor fakat sesi çıkmıyor.. Gözlerindeki buğulanma yaş damlalarına dönüştü bile yavaşça yanaklarında süzülüyor… Ablası büyük bir refleks ile yerinde fırlayıp omuzlarından tutuyor.. Ve geri dönüp eşine “
- Çabuk bir kolonya su falan bir şeyler getir..
- Allah’ım Su ne oluyor..
- Su yalvarırım cevap ver..
- Titremeye başladı çabuk oll
- Su konuş beninle kendine gel ne olur..
Ve yavaş yavaş gözleri kapanmaya başlar.. Nefesindeki ve yüzündeki kasılma yavaşça yumuşar ve sanki son nefesini verircesine bir nefes bırakır dışarı doğru.. Yavaşça koltuğun üzerine yığılır.. “ İşte kolonya geldi.. “ Ablası ne olduğunu anlamadan ellerine bileklerine alnına kolonya sürmeye onu kendine getirmeye çabalar ama nafile “ Su “ der boğuk bir sesle gözlerini açmaz açamaz.. Sağ elini hem korkuyla hemde titreyerek boynuna uzatır.. “ Aman Allah’ımmm!!!! “ “ Suuu!!” diye bir çığlık atar.. “ Olamaz hayır bu olamazzz “ fakat oldu. O öldü.. Nasıl yada nerde öldüğünüz önemli değildir.. Önemli olan bir şey varsa o da öldükten sonra nereye gideceğinizdir..
Bu arada o! O bir daha o eve hiç gelemeyecek.. Ve belki de hatırlayacağı tek şey acı bir lastik sesi.. Hepsi bu kadar.. Birbirini delicesine seven iki insan artık asla ayrılmayacaklar.. Hep beraber, hep birlikte olacaklar.. Ve orda sevdiklerini sevenlerini bekleyecekler.. Onlar artık sonsuza dek beraberler … Ve mezar taşlarında dünya yok olana dek “Öyle birini sev ki sen ölünce o yaşamasın ” Yazacak…..
Bu yazı için etiket girilmediİlgili aşk sevgi sözleri
onu ilk gördügümde cok beyendim,bir kac gün bizde kaldilar, sonra günler gecti hala aklimdaydi, hep onu düsünüyordum.cok hoslandim galiba diye gecistiriyordum.sonra onu düsündügüm günler hafta oldu, haftalar aylar oldu ve aylar seneler oldu.hala aklimda.ona asik oldugumu anladigimda cok gec olmustu, artik onun sevgilisi vardi.cok aglamistim ama aglamak hic ona bana geri getirmemist. allaha dua etmistim insallah o kiz onu mutlu eder diye.hep sevdim bilmiyorum icimden baskasini sevemk gelmedi hic birzaman.hep onu bekledim.sevgilisninin oldugunu bile bile onu görmek istedim, uzaktan da olsa bir kerecik görmek istedim.sonra yine aylar gecti hala unutamadim.ve birgün duydum ki sevgilisinden ayrilmis.dünyalar benim olmustu.cok sevinmistim. tamam dedim firsat bu firsat ona söyleyecegim onu nekadar sevdigimi. cesaretimi tpolayip söylemek istedim.cesaretimi toplayamadim.aylar gecti söyleyemedim.birgün cnaim tak etti söylicem dedim.söyledim ve cevabi hayir oldu.asklara inanmiyorum dedi korkuyorum dedi.tamam dedimo beni istemeyecek.o düsünmekten onu anmaktan heryerde onun hayalini kurmaktan bikmistim. cözümün ölümde oldugunu sanmistim.ve intaar etmeyi düsünmüstüm.olmadi cesaret edemedim ölümden korktum.sabrettim hemide cookk sabrettim,bir gün odda beni sevecek diye.simdi sabrediyorum ben onu 6 yasindan belli seviyorum ve tam tamina 11 sene oldu onu seveli ve onun icin herseyi birakip sabredeli.hala sabrediyorum.aslinda ben onu hayallerinikurarak yasiyorum, hayallerim olmasaydi nasil yasardim bilmiyorum.onu cok ama cok seviyorum ve ne olursa olsun icimden sabretmek geliyor ve sabrediyorum…
Bu yazı için etiket girilmedi