Aşk Sözleri -Aşk
Jan
31
By: Emrah Sahin | Yorum Yap (0)

Kendine ait olmayan bir yerde, kendinle savaşın öyküsü bu. Belki de biryüzleşme bunalımı. Kayıp değerlerinin ; vaktiyle elinden istemesen de alınan budeğerlerin, tekrar bir arayışı. Yabancılık kalelerini üstlenmiş, bayrağınısancağa çekmiş, yorgun ve yalnız bir savaşçının öyküsü.

İşte ben. Adım Tahir. Hatırlıyorum da yalnızlık kalesini ilk keşfettiğimde, yani kendimi ilk defa yendiğim anda, o görkemli surlarını bana nasıl da açmıştı. » Continue Reading

Bu yazı için etiket girilmedi

İlgili aşk sevgi sözleri



Jan
31
By: Emrah Sahin | Yorum Yap (1)

 

Çook zengin bir Hintli, geleceğini öğrenmek istedi ve sarayına bir falcı çağırttı. Falcı, önce bu zengin kişinin avucuna baktı, sonra yüzünü göğe çevirdi, yıldızlara baktı, daha sonra da cam küresine baktı ve gördüklerini tek tek söyledi:

- Efendimiz, üzülerek söylemek zorundayım, sizi çook büyük bir felaket beklemektedir dedi. Altı oğlunuzu da kaybedeceksiniz ve altısının da ölümlerine tanık olacaksınız.Zengin Hintli,”felaket habercisi bu falcıyı sarayından kovdurdu. Kendisine bir kese altın veril-mesini beklerken kovulan falcı, söylenerek dışarı çıktı.Zengin Hintli adam larına, geleceği doğru dürüst görebilen başka bir falcı bulmalarını söyle-di. Adamları kentte ünlü bir başka falcı bulamayınca, bir önceki falcıya gittiler, ona danıştılar. Ben kılık kıyafetimi değiştiririm, başka bir falcı gibi sizlerin huzununuza gelirim dedi. Siz de efendiniz karşısında, başka bir falcı bulamamış beceriksizler durumuna düşmekten kurtulursunuz.

Birinci falcı, iki gün sonra başka bir falcı görünümünde yeniden saraya gitti ve bu kez yeni kimliğiyle zengin Hintli’nin karşısına getirildi. İlk geldiğinde yaptığı gibi yine önce zengin Hintli’nin avucuna baktı, sonra yüzünü göğe çevirdi, yıldızlara baktı, daha sonra da cam küresine baktı ve gördüklerini yine tek tek ama bu kez değişik biçimde söyledi:

- Efendimiz, Tanrı’nın nimetleri üzerinizden hiçbir zaman eksik olmayacak dedi.Sizin altı oğlunuz var ama, siz onların tümünden daha çok yaşaya-caksınız, onların tümünden daha uzun ömürlü olacaksınız. Ne kadar talihli bir babasınız ki, evlatlarınızın hiçbiri, babalarının ölümünü görmeyecek, hiçbiri yaşamında baba acısı tanımayacaktır…Falcının, geleceği böyle görmesinden çok mutlu olan zengin Hintli, adamlarına emir verdi ve onlar da falcıya bin altın verdiler.

Bu yazı için etiket girilmedi

İlgili aşk sevgi sözleri



Jan
31
By: Emrah Sahin | Yorum Yap (0)

Eski zamanlarda bir kral, saraya gelen yolun üzerine kocaman bir kaya koydurmuş, kendiside pencereye oturmuştu. Bakalım neler olacaktı?

Ülkenin en zengin tüccarları, en güçlü kervancıları, saray görevlileri birer birer geldiler, sabahtan öğlene kadar. Hepsi kayanın etrafından dolaşıp saraya girdiler.

Pek çoğu kralı yüksek sesle eleştirdi. Halkından bu kadar vergi alıyor, ama yolları temiz tutamıyordu.

Sonunda bir köylü çıkageldi. Saraya meyve ve sebze getiriyordu. Sırtındaki küfeyi yere indirdi, iki eli ile kayaya sarıldı ve ıkına sıkına itmeye başladı. Sonunda kan ter içinde kaldı ama, kayayı da yolun kenarına çekti.

Tam küfesini yeniden sırtına almak üzereydi ki, kayanın eski yerinde bir kesenin durduğunu gördü. Açtı.

Kese altın doluydu.Bir de kralın notu vardı içinde.

“Bu altınlar kayayı yoldan çeken kişiye aittir” diyordu kral.

Köylü, bugün dahi pek çoğumuzun farkında olmadığı bir ders almıştı.

“Her engel, yaşam koşullarınızı iyileştirebilecek bir fırsattır..”

Bu yazı için etiket girilmedi

İlgili aşk sevgi sözleri



Jan
27
By: Emrah Sahin | Yorum Yap (0)

Ne aydınlık ne karanlıktı hava,alacakaranlık sarmıştı gökyüzünü, yürüyen nazlıcan adımlarını hızlandırdı.Bir an önce evine ulaşmak istiyordu. merdivenleri soluk soluğa çıktı , biran önce içeri girip evdeki ikinci beniyle başbaşa kalmak istiyordu, mutluydu yuvasında hiç olmadığı kadar hemde, huzur buluyordu. Burası Nazlıcan’ın kendini kazandığı yerdi. Şöyle bir soluklanarak rahat birşeyler geçirdi üstüne , lambanın düğmesine keyifli ce bastı, uzandı hemen ,yumuverdi gözlerini bir önceki alacakaranlık günü gibi. Daldı gitti düşlere. . . tavanı gökyüzü olarak düşledi yanan lamba onun yıldızıydı hemde en parlak yıldız elini uzatsa tutuverecekti yıldızını ama uzatmadı , ona ışık veren yıldızını hapsedemezdi avuçlarının içine. Tabana kaydırdı gözlerini , odane ayakları mavi sular içindeydi irili ufaklı balıklar bacaklarının yanından süzülerek edalı edalı yüzüyorlardı. denizin dibi nede güzeldi başka bir dünyaydı ,mavi sularda yeşil yosunlar ayakta dimdikdiler,Bir an düşündü acaba balıkmı olsam, yoksa yosun mu, yoksa,yoksa derken hayır deniz olmalıydı o. Gözlerini beyaz duvarlara çevirdi, cansız duvarlara can vermek istedi , tuvali hazırdı işte ne duruyordu aldı elin boyalarını kendini resmetti önce ,yüreğinde pır pır ederek duran güvercini çıkardı yavaşca omuzuna koydu, ellerine baktı uzun uzun daldı gitti.Benim sevgim ellerimde olmalı diye düşündü ben sevgiyi yüreğimde tutamam neye yarar içi sevgi dolu olmak , neye yarar özgür bırakılmayan sevgi . . . elleri yüreğine gitti bir çırpıda çıkarıverdi sevgiyi, işte sevgi avuçlarındaydı artık dağıtabilirdi kolayca. . . .

Fazilet’den : Yaşamda kimse yalnız kalmaz yeterki içinizdeki beni çıkartın dışarıya. . .
Ve Sevginiz avuçlarınızda kalsın , hapsetmeyin yüreğinize. . . . .

Bu yazı için etiket girilmedi

İlgili aşk sevgi sözleri



Jan
27
By: Emrah Sahin | Yorum Yap (0)

Gecenin bir vaktiydi yine yanlızlık kapısını usulca tıklattığında. Hoşgeldin yanlızlık dedi içinden. Yine zamanını hiç aksatmadan gelmişti. Yıllar olmuştu onunla tanışalı. Gecenin siyahına yakışan bir esrarengizliğiyle gelip penceresine oturmuştu sessizce. İçinden bir düşündü de onunla tanışalı sanırım 5 yıl oluyor. Önceleri çok güzel gelmişti. Çünkü yanlızlığın varlığı olduğu sürece özlem duyuyordu sevdiğine. Vede yanlızlık gidince o geliyordu biliyordu. Ama unuttuğu şeyler de vardı. Sonradan kader diyeceği hayatın gerçekleri vurunca birden hasretler artar olmuştu. Yanlızlık aldatmıştı onu. Artık gitmez olmuştu. Bekliyordu gitse de ona kavuşsa diye ama olmuyordu işte. Ne kadar da ugraşırsa uğraşsın gitmedi. Şimdi de odasında ona bakıyordu. Yerinden usulca kalktı vede cama doğru yürüdü. Biliyordu camı kapatsa da yanlızlığı yine içeriye girecekti. Ama kendini bu yalanla kandırmaya çalışıyordu. Hani bilirsiniz ya giden sevgili dönmez ama birgün ya dönerse diye yüreğinizde o acı kuşku daima saplı kalır. Pencereye geldi ama yanlızlık kaybolmuştu.Dışarı baktı gecenin sesini duyuyordu.Öten birkac böcek gecenin karanlığını bastırmaya yetmiyordu.Şehrin betonu boğucu şekilde olmuştu onun icin.Yıldızlara bakmak icin başını cevirdi ama bulutluydu hava.Arada bir kaç tane görünüyordu ama onlar da parlak değildi.Bu gece eski dostları da onu terketmişti anlaşılan dedi icinden.Pencereyi kapatmak icin geri cekildi.Kapatırken yüzüne tatlı bir esinti geldi durdu bir an.Kapatırsa bu sesleri bile kaybetmekten korktu bir an.Hazır yanlızlık gitmişken fırsat vermemeliydi.Pencereyi öylece bırakıp geri döndü.Birkac şarkı dinler biraz huzur bulurum diyordu.Ama hangi kanalı acsa ruhunu parcalayan notalar yükselmekteydi radyo`dan.Gecmişi rahat bırakmıyordu.Sanki her sözde bir anı her anıda bir gül vede her gülde ise kalbine batan dikenleri hissediyordu.Onu da kapattı.Odada cevresine bakınmaya başladı.Ne vardı onu bu yanlızlıgın pencesinden kurtarabilecek.Birden cep telefonunu gördü.Hani aylardır arar diye beklediği fakan ondan başka herkesin aradığı telefonu.Eline aldı kimi arasam diye düşündü.Ama sonra saatin farkına vardı.Hem bu saatten sonra kim anlar kim dinlerdi onu.
Sevdiğinin adı hasretti onun icin.Gelmeyişi ise de hüsrandı.Birden hasretine bir mesaj atmayı düşündü.Ama ne yazıcaktı ki.Yıllar gecmiş yorgun yüreği artık dayanamaz olmuştu en ufak heyecanlanmalarda bile sızlar olmuştu.şimdi de sızlıyordu. “Seni cok özledim! Iyi vede mutlu olmanı diliyorum. Unutulsam da unutulmadığını bilmeni istiyorum.SEVGIMLE…” diye yazdı.Sonra da gönder tuşuna bastı fakat mesajı gitmiyordu.Birkac defa daha denedi fakat ne fayda gitmiyordu.Birden gerceği anladı.Telinin limiti dolmuştu.Yine olmuştu olan.Ondan gelebilicek bir cevap sevinciyle atan yüreği yine hüzünle doldu.Telini kapatıp yatağın ustune attı.Orada kalsın nede olsa en mukaddes sayılacak anında işine yaramamıştı.Kimi kimsesi olmayan bir sokak cocuğu gibi hissediyordu kendini.Soğugun icinde ac ve acıkta kalmış bir cocuk gibi.
Üşümeye başladı birden titriyordu.Camı kapamaya gittiğinde farkettiği iki şey vardı.Dışarda koskocaman bir karanlık vardı vede karanlığa karşı koyan bütün sesler kesilmişti.Farkettiği diğer şeyse ruzgarın esmediğiydi.Onu üşüten yüreğiydi.Yine o yanlızlığın parmakları dokunmuştu kalbine.Birden gözünde birkac damla yaş belirdi.Ağlamayı sevmezdi aynanın karşısına geçip gözünün yaşını silecekti.Vede acı gerceği farketti.Yanlızlık onunlaydı hiç olmadığı kadar.Aynada kendisine bakmadığını hissetti.Yanlızlık acı acı gülümsüyordu gözü yaşlı yüzümden kırık kalbime …

Bu yazı için etiket girilmedi

İlgili aşk sevgi sözleri



Jan
26
By: Emrah Sahin | Yorum Yap (0)

Sana nasıl anlatsam bilmiyorum. Ama bildiğim tek ama tek şey seni delicesine çok sevdiğim. Seninle öyle bütünleştim ki ayrılmak değil kopamıyorum senden. Ne seni bırakabiliyorum; ne de kendimi hiçe sayıyorum. Bunların ikisini de yapamıyorum. Çünkü artık düşünemiyorum. Kafama, benliğime o kadar yerleşmişsin ki; seni oradan çıkartmak olanaksız. Belki kendimi küçük düşürüyorum ama sevgide küçük düşme söz konusu olsa bile seve seve senin için her adımı atarım. Seni o kadar çok sevdim ki artık aşkım senden bile öte. Seni sevdiğimi dağlara, taşlara kısacası her yere; bütün kainata haykırmak istiyorum Seni Seviyorum!!

Bu kelime topluluklarını defalarca senin için ama yalnız senin için tekrarlayabilirim. Biliyor musun; seni sevdiğimden beri artık çevremdeki her şey gözüme daha güzel daha hoş ve de daha ümit verici gelmeye başladı çünkü onlar bana seni hatırlatıyor…

Dağlar gibi sende içimde çok büyük tutunulması zor bir yerdesin. Tepeler gibi sende içimde ulaşılması zorsun. Zirveye sadece bir kişi çıkar senin yaşamında; işte o da ben olmak istiyorum zirvede tek ben; BEN VE SEN…

Su gibi berraksın ama içimdekileri de alıp götürüyorsun,yol gibi senin de sonun yok; yani seni sevmenin sonu yok… Bu böyle nereye kadar sürer bilemem tabi. Bunu ben belirleyemem; ama şunu bil ki seninle ölüme bile varım..!

Sensiz geçen bir gün değil bir salise bile düşünemez oldum. Sen benim; benliğim, varlığım, hayatım, geleceğim, çılgınlığım, sevincim, mükemmelim, sevdiceğim kısacası her şeyim her şeyimsin…

Sensiz bir hayatın oksijensiz yaşamdan farkı yoktur. Aldığım nefes içtiğim su yürüdüğüm yol her şeyde sen ve senden izler var.

Seni seviyorum ,Seni seviyorum,Seni seviyorum,Seni seviyorum,Seni seviyorum…

Bu yazı için etiket girilmedi

İlgili aşk sevgi sözleri



Jan
26
By: Emrah Sahin | Yorum Yap (0)

Aklımı çelen, beni mahveden gemiler gene Karaköy’e demirlemişler.
Martılar konup duruyor geminin kenarına, bense seyrediyorum karşısında.
Anlasalar, derim ki martılara; alın aklımı verin kanatlarınızı bana.
Tam bu sırada telefondasın,
Gene sap derken saman zamanındasın.

Sana diyorum ki, şu karşımdaki gemiye binsek beraber açılsak bilmediğimiz
yerlere…

Sen bana diyorsun ki beni atarsın sonra açık denizlerde.

Bir tanem, Aşk dediğin razı gelmektir başına geleceklere.

Sen razı değilsin, burada kopuyor ilişkimiz, aşk yerle bir Karaköy limanında

Sevgilim, içim insan ,vücudum kadın bir türlü anlatamadım sana.

Kim gider, kim kalır belli mi olur hangi limanda .

Sonra kitaplardan konuşuyoruz her zamanki gibi.

Okuduğumuz kitaplar filan tamam da, görmüyor musun hiçbir kitap anlatamıyor
insanı tam tamına.

Çaresiz boynu bükük sözler kalıyor sayfalarda,üstelik hiçbiri beni
anlatmıyor, seni anlatmak içinde yazmak bana kalıyor.

Bensiz çok mutluymuşsun, öyle hissediyorsan doğrudur. Ama ben akıllıyım
dediğin zaman bil ki bu doğru değil. Seni yaşlandırıyorum farkında bile
değilsin.

Sen benim akılsız, ama kurnaz gözbebeğimsin.

Tam sana bağırırken telefonda ,’beni sevmeyen hiçbir adamı sevmedim’ diye

Önünden geçtiğim çiçekçi çingene kadın ‘ben de’ deyince kapatıverdim
telefonu suratına.

Ön dişleri yok çiçekçi kadının, ama olsun koyu ruj sürmüş dudaklarına.

Bir çay ısmarladı oturdum kaldırım kenarında yanına.

Artık doğru yalan bilmem, gönül koymuş sevgilisine, güleceksin ama artık
çiçek vermiyormuş kadına. Sepetinde envai çeşit çiçek, bunlar nedir dedim
sayılmazmış çiçekten sevdiği vermedikçe.

Bir sürü bir şeyler daha anlattı ama dinlemedim çünkü aklım sende.

Zıtlıklarımız, kavgalarımız arasında kalan aşk kim bilir ne halde.

Sonra deniz kenarına yürüdüm denize doğru eğildim ikimizi gördüm dibinde;

Denizin dibinde
Öylece duruyoruz yüz yüze.
hiç konuşmuyoruz.
Göze alamıyoruz sevmeyi.
Aşk oyunbozan, ne yapacağı belli olmaz.
Tedirginiz bu yüzden.
Sen bir düş tembelisin
Bense yaşama yorgunu
Ya da tam tersi
İkimiz de yanlış biliyoruz her şeyi.
Kavga var yüreğimizde
Birimiz kaybedecek.
Belki ilk defa
Ya ben kazanırsam , o kaybederse korkusu içimde.
Aşk böyle bir şey işte.
Kazanmaktan korkarsın durduk yerde.
Neye dokunsak su ve saydam
Biraz daha nefesimizi tutsak
Göze alacağız birlikte ölmeyi
Bir an aklımızdan geçmiyor değil,
Sonra çıkıyoruz
Denizin üzerine
Derin bir soluk alıyoruz
Ve ilk solukta boğuluyoruz.

Bu yazı için etiket girilmedi

İlgili aşk sevgi sözleri



Jan
26
By: Emrah Sahin | Yorum Yap (0)

Aşk için bahar.Tehlike her yerdedir…Vuruluverirsin hiç ummadığın birine.Ama öyle çarpar ki kalbin, duracak gibi aldatır seni.Bahardan sonra yaz gelir…Hepimiz biliriz, sabun köpüğü gibidir yaz aşkları.Bence öyle basit değil.Henüz silinmedi hiçbirinin yarası benden.Aşk gitti ama acısını bıraktı, iz kaldı.Güz aşkları mevsimine dönünce dönence, pencereye sinmiş insanlar gelir gözümün önüne.Ve yavaş yavaş görünürler etrafta.Kimi yaza girerken terk ettiği aşkını, kimi yaz aşkını düşünür.Kimi ayrılık planlar ama hala yüreği yanar.Kimi terk edilmişliği sindirmeye çalışır.Çok azdır taze aşk yakalayan. Sanki bir doğum öncesi ölüm gibidir.Sonra kış gelir.Kimi yüzsüzler yazın hiç aldatmamış gibi eski sevgilisine döner;kimi sadıklar kavuşur…Kimi yalnızdır, kimi yorgun…O yorgunlar için kış uykusu başlar…Belki de taze baharlara, taze aşklara enerji depolarlar…Aşk dört mevsimdir herkesin sözlüğünde.Ama nedense bana bu anlattıklarımı çağrıştırmaz.Saçmaladım belki de bir paragraf boyu.Yalan attım.Aslında doğru olsalar bile yalanlardı çünkü, hissetmediklerimi yazdım.Ezbere konuştum.Aşk , kelimesi içimde gebe olduğum bir kelimedir.Her duyuşumda doğum sancısı çeker, doğuramam.Ama gözlerimin önüne o gelir.Sadece bir bakışına karın ağrıları, suyla yatışmalar.Bir tebessüme ömür bulmak.İtiraf.Saatler süren telefon konuşmaları.İlk duygular, çocuksu güzellikler.Ve sonra….. Nefessiz kalmacasına ağlamalar.Izdırap çığlıkları…Kış..Kış..Kış….. Azap….Ve sonunda doğan gün….Hemen her mevsim aşık olmuşumdur birilerine….Hatta sonbaharda bile…Ama onca ufaklı büyüklü sevda içinde, böylesine derinde var olan,böyle yaktı mı iz bırakan, bu kadar çaresiz bırakan,bu kadar arzu illetine hasta eden, bu kadar dizginsiz, sorgusuz,başına buyruk, acımasız, bu kadar bugünsüz sevda görmedim.Ve işte hiç biri böyle koyup, böyle yıkıp gitmedi.Ondan önce hiç biri içimden bir şey götürmemişti.Ondan sonrası zaten götüremez çünkü, götürülecek bir şey kalmadı..İşte o insan, beni aşka karşı böyle kelimesiz böyle hayretli, böyle çaresiz, isteksiz bırakıp gitti..Şimdi ben nefretten bile aciz isem bana bir şeyler borçlu.İçimden söküp aldığı bir şeyleri.Bana beni borçlu.Herkesi seven o sersem yüreğimi..Benden alıp kaçtığı o masum kızı borçlu.Bana bir dün, birde yarın borçlu.Benim ne günahım vardı da aşk için üç kelime etmekten aciz kalacaktım.Benim ne günahım vardı da her mevsim başka meyve yemek varken iştahsız kalacaktım.Yoktu elbet günahım..Onunda yoktu ya..Öfkem susmama engel…Ama ikimizin de suçu yoktu…Suçlu yoktu..Benim mevsimim sonbaharsa, yaza, kışa, bahara dönmez…Benim gibilerin nasibi pencere önüne sinip, mazide yaşamak,kendinle kanlı bıçaklı düellolar yapmak…Kendinle savaşmak , hırpalamak…Yaptığının farkına varıp ,bir de üstüne onun için cezalandırmaktır.

Bu yazı için etiket girilmedi

İlgili aşk sevgi sözleri



Jan
26
By: Emrah Sahin | Yorum Yap (0)

Sevdanın ne olduğunu asla anlayamayacağını düşünürdü. Sevmek neydi açıklamak isterdi ama olmazdı yapamazdı. Ve her seferinde sevgiyi anlatmaya çalışıp da beceremeyince öyle bir şeyin olmadığına inanırdı.Her aşık oluşunda şiirler yazardı sevgililerine-gerçi onlara sevgili denilmezdi çünkü o hep platonik aşklar yaşardı. Aşkın somut bir şey olmadığının farkına çocukken varamazdı. Bir insan neden illa birini istesin ki diye düşünürdü. Hele bir erkek eğer kendisin çılgınca seven bir kadın varsa neden başkasını bulmak için uğraşsındı.

Çocukken gördüğü her güzel kadına aşık olduğunu sanırdı ama sonradan acı bir şekilde öğrenecekti otla bok arasındaki farkı. Aşkı sakızlardan çıkan yazılarda tanımaya başlamıştı ve öğrendiği ilk İngilizce kelime ‘love’ olmuştu. ‘love is…’ diye başlayan bütün cümleleri okumaktı amacı. Yaşıtları gibi çıkartma veya araba resmi için değil aşkın ne olduğunu öğrenmek için sakız alırdı. Sonradan pişman olmayacaktı belki ama aşkı yanlış tanıdığını gözyaşlarını silerken anlayacaktı.

Aşk vardı elbet artık bunu anlayacak kadar büyümüştü ve artık gerçek aşklar yaşıyordu. Şiirler yazıyordu geceleri,defterlerinin her tarafına aşık olduğu kişinin adını yazıyordu. Onu görebilmek için sınıf kapısında bekliyordu ve soğuklara aldırmadan her teneffüs sevgilinin gözlerini arıyordu. Aşk neydi belki bunu açıklayamazdı ama soranlara verecek bir cevabı olurdu her zaman aklının bir yerinde. Yıllardır tanıdığı ve sadece arkadaş olarak gördüğü kişinin diğer arkadaşları arasında özel bir yer kaplamaya başlamasını hissederdi. Sadece ona şiirler yazardı,onunla ilgili hayaller kurardı geceleri bunalım şarkıları dinlerken. Söylediği her kelimeyi onun duyacağını düşünerek söylerdi ve saçma sapan yalanlar söylerdi sırf muhabbet olsun diye. Sevgilinin saçları ve gözleri süslerdi şiirlerini ve sonra yavaşlardı aşkın şiddeti. Aşkı bir dağa tırmanmaya benzetirdi her zaman. Önce hızla tırmanırsın,soluğun kesilmeye başlar,gün geçtikçe üşürsün ve gittikçe yavaşlayarak zirveye varırsın. Sonra farkına bile varmadan yuvarlanırsın oradan,yeni bir dağa tırmanmak için ayakların aşağıya kayar ve işte yeni bir dağ…

Sonra aşkı biterdi-yani o öyle hissederdi. Yazdığı şiirleri,karşılıksız mektupları okurdu ve gülerdi. O zamanlar ne kadar aptal olduğunu düşünürdü. Bir zamanlar aşk için ölmeli diyen adam o değildi sanki. Aşkı sıradan bir şey gibi görürdü. Ta ki bir başka göz büyüleyene kadar onu. O zaman unuturdu her şeyi. Hani yazdığı şiirler kara saçlı kara kaşlı sevgiliye? Yoklar ,yerini çoktan mavi gözlerin derinliğine bırakılmış yazılar alır daha sonra belki de yeşil bir göz kim bilir. Ve tekrar inanmaya başlar aşk için ölme fikrine. Ve o aşkı da biter öncekiler gibi ve o yine sevmeyi unutur ve tekrar sevdalara yelken açar bu böyle sürüp gider.

O hep platonik sever. Sever de söyleyemez yazdığı şiirleri kimi zaman okur ama asla ona yazdığını söyleyemez. Her aşık oluşunda mucizeler bekler yani hep o’nu bekler. Saatlerce fal bakar seviyor mu sevmiyor mu diye ve hep seviyor çıkar-zaten sevmiyor çıksa da inanmaz. Ama o bu düşüncelere dalıp sabahı getirince ve o’nu başka ellerde görünce içinden kağıtları yırtmak gelir. Ama bir sonraki sefere inanmak için kaldırır bir kenara. Hep şarkılar söyler;öyle sıradan şarkılar değil aşk şarkıları sevgiliye söylenmek istenen aşk şarkıları. Aşkı hep dağa benzetir ya, bir dağdan inip ötekine tırmanmaya başlayınca bazen dönüp bakar tırmanmış olduğu dağlara ve ne kadar heybetli olduklarını düşünür. Asla zirvede kalamamıştır ve hep tırmanacağı en yüksek zirveden inmeyeceğini düşünür. Hayatı boyunca belki de on kez o dağı en büyük dağ sanacak ama her seferinde yanılacak. Ve bir gün ölmeden anlayamayacak hangisi en büyük sevdası,hangisi en güzel aşkı.

Dostlarla paylaşacak acılarını, o’nu başka kollarda görmekten gocunmadığını söyleyecek ama içinde hep aynı şarkı çalacak ‘seni kimler aldı kimler öpüyor seni’ diyecek ebediyen ve o her zaman yalnız aşık rolünü üstlenecek baş rolünü oynadığı bu oyunun. Acı acı sövecek kimi zaman rüzgara kimi zamanda kendi tiyatrosunun senaristi olamayışına… Ve her seferinde aşkını başka ellerde görünce balonunu elinden kaçıran bir çocuk gibi ağlayacaktı ve her aşık oluşunda kumdan kaleler yapacaktı ve sonra insafsız aşıklarca yıkılacaktı. O’nu tanıdığındaysa çok geç olacaktı…

Bu yazı için etiket girilmedi

İlgili aşk sevgi sözleri



Jan
26
By: Emrah Sahin | Yorum Yap (0)

Rivayet olunur ki, kuşların hükümdarı olan Simurg Anka, Bilgi Ağacı’nın dallarında yaşar ve her şeyi bilirmiş…

Kuşlar Simurg’a inanır ve onun kendilerini kurtaracağını düşünürmüş. Kuşlar dünyasında her şey ters gittikçe onlar da Simurg’u bekler dururlarmış. Ne var ki, Simurg ortada görünmedikçe kuşkulanır olmuşlar ve sonunda umudu kesmişler.

Derken bir gün uzak bir ülkede bir kuş sürüsü Simurg’un kanadından bir tüy bulmuş. Simurg’un var olduğunu anlayan dünyadaki tüm kuşlar toplanmışlar ve hep birlikte Simurg’un huzuruna gidip yardım istemeye karar vermişler.

Ancak Simurg’un yuvası, etekleri bulutların üzerinde olan Kaf Dağı’nın tepesindeymiş. Oraya varmak için yedi dipsiz vadiyi aşmak gerekirmiş. Kuşlar, hep birlikte göğe doğru uçmaya başlamışlar. Yorulanlar ve düşenler olmuş.

Önce Bülbül geri dönmüş, güle olan aşkını hatırlayıp;

papağan o güzelim tüylerini bahane etmiş(oysa tüyleri yüzünden kafese kapatılırmış);

Kartal; yükseklerdeki krallığını bırakamamış;

baykuş yıkıntılarını özlemiş,

balıkçıl kuşu bataklığını.

Yedi vadi üzerinden uçtukça sayıları gittikçe azalmış.

Ve nihayet beş vadiden geçtikten sonra gelen Altıncı Vadi “şaşkınlık” ve sonuncusu Yedinci Vadi “yokoluş”ta bütün kuşlar umutlarını yitirmiş… Kaf Dağı’na vardıklarında geriye otuz kuş kalmış.

Simurg’un yuvasını bulunca ögrenmişler ki;

“SİMURG ANKA - Otuz Kuş” demekmiş.

Onların hepsi Simurg’muş. Her biri de Simurg’muş. Simurg Anka’yı beklemekten vazgeçerek, şaşkınlık ve yokoluşu da yaşadıktan
sonra bile uçmayı sürdürerek, kendi küllerimiz üzerinden yeniden doğabilmek için kendimizi yakmadıkça, her birimiz birer Simurg olmayı göze almadıkça bataklığımızda, tüneklerimizde ve kafeslerimizde yaşamaktan kurtulamayacağız.

Şimdi kendi gökyüzünde uçmak zamanıdır…

Bu yazı için etiket girilmedi

İlgili aşk sevgi sözleri



TOPlist